M. Nedim Tepebaşı

Tarih: 19.10.2015 14:58

Hatırı Sayılmak

Facebook Twitter Linked-in

Toplumların, sahip oldukları ve edindikleri medeniyetleriyle mi yoksa kalabalık nüfuslarıyla mı hatırı sayılır?

Zaman öyle ki; insanların neye karar vereceklerini kestirmek imkânsız derecesinde, tahminde bulunmaksa oldukça zor!

Dünya devleri deyip adı yükseltilmeye çalışılan iri yapılı toplumların, kalabalıklardan beslendikleri, maalesef ne onları besleyenler tarafından biliniyor ne de işin böyle olduğunu bilenler tarafından bir açıklama yapılabiliyor. Puslu hava gibi dünya yönetimi! Bu da özellikle yapılıyor, hani kurt buhranlı havayı sever denilir ya. Aslında kalite değeri, eski deyimle ayar, bu kritik ayrımdadır.

Bir işi bilerek yapan ve yaptığı işi bilen kişinin ortaya koyduğu ürün kalitelidir, bu işlemi inanarak yapan kişinin ürünü ise üstün kalitelidir, ya da sayılmalıdır. Bunun aksi bir yapıda üretilen iş, sadece tüketime dayalıdır, ürün bir süreliğine işlev yaparsa şansa!

Toplumlar da böyle değil midir? Kaliteli işi bilinçli toplumlar yaparlar, bunun uzantısı olarak denilebilir ki; bu toplumlar da kalitelidir, hem bilinçli hem de her bakımdan hakkını vererek işini yapan toplumlar üstün kalitelidirler/sayılmalıdırlar.

Bilmek ayrı bir durum, işini bilerek yapmak ayrı bir durumdur. Bilinçli olmayan kişi ya da toplumlar, modern çağın, modern esirleri olmaktan kurtulamamışlardır.

Bilinçsiz kişiler, sadece kendilerine verilen ve tarif edilen işi yaparlar ve ona göre yaşarlar.

Günümüz Müslüman toplumları, servet ve imkânlarını bile yönetmekten aciz durumlarıyla sadece yönetilen, kendisine verilen işi tarif edildiği şekilde yapan toplumlardır. Kendileri için onaylanmış bu konumu, kendileri de nefislerine uygun görmüşlerdir.

Ashab-ı Kehf"in uykusunun bir değeri vardı, bilinçli yaşamayı tercih ettikleri için onlar, o mağaradaydılar, uyandıklarında da aynı bilinç ve inançla içinde bulundukları güne gözlerini açmışlardı ve bir tarih yazmışlardı veya tarihe yazılma yolundalardı.

Bilgisayar ya da akıllı telefonu çok iyi derecede kullanmak, kişiyi belki ukalalaştırıyor ama bilinçli yapmıyor. Müslüman toplumların bugün içinde bulundukları durum genelde budur. Elbette ki bunu yönlendiren birileri vardır ama yönlendirilenler de ortadadır.

Her şeye bir sözü olanların, Müslüman toplumlarının içinde bulundukları bu duruma bir sözleri olmamalıdır, zaten yoktur da!

Bilmek, bilinçli olmak ve bilinçli yaşamak birer aşamadır. Toplumlardan veya topluluklardan aldıkları kaba ve bilinçsiz desteklerle hayat bulanlar, destek aldıkları kişilerin bilinçli olmalarını zaten istemezler. Onlara göre; destek verenlerin o vaziyetlerini korumak esastır. Dünyada, yıldızı parlayan bir tane Müslüman toplum var mıdır? Bunun sebebi bellidir ama görebilmek önemlidir.

Bir gün petrolün de, bugünkü teknolojinin de pabucu dama atılacaktır, peki, o zaman ne yapılacaktır? Elbette ki yenileri eskilerin yerini alacaktır ancak bu döngü devam edecektir.

Bilmek de güzeldir, ama medeni sayılmak için sadece bilmek kâfi değildir, hem bilmek hem de her işin kalitelisini yapmak, her alanda kaliteli işler yapmak gerekir, bu da her şeyden önce bir insanlık görevidir. Bizim inancımız kitaplar yüklü merkeplere benzemeyi eleştirmiş ve de kınamıştır.

Kavganın, gürültünün, çekişmenin, atışmanın bol olduğu ortamda bilinçli insan nasıl yetişir? Dağın zirvesinde sıcak iklim ağaçları yetişir mi?

Her şeyin bir programı ve yapılanması vardır, medeniyetin de bir kuralı, yolu ve yordamı vardır. İlim ve irfanın para etmediği yani itibar görmediği ortamlarda bunlar ne kadar anlatılabilir ama bu da bir görevdir!

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —