ÖMER BAYDEMİR

Tarih: 11.01.2016 10:31

Nerden Nereye

Facebook Twitter Linked-in

   Yerden yapma ,bir göz,  kerpiç  ev, köşedeki ocakta  sacayağı  üzerinde  kaynamaya yüz  tutmuş bir kazan çorba… Odanın yarısını kaplayan ,üç ayak merdivenle  çıkılan bir çardak…Köşede üzeri bir çulpazla örtülü  14-15 yaşlarında oğlan çocuğu yatağında  şöyle bir gerindi. Ocağın başında çorba karıştıran  anasına baktı.

  -Ana vakit nasıl?

-Vakit mi kaldı, öğle oldu, kalk artık, geç kalacaksın.

     Anası haklıydı yoğun bir gün olacaktı. Yastığının altında katlı , kırk yamalı şalvarını ve mintanını alelacele giydi. Eşikteki eski çirpene yemenisini ayağına taktı. Yüzüne bir şaplak su bile vurmadan anasının yarı pişmiş  tarhana çorbasının üstünden  kaşıkladı.  Bu kadarı safrasını  bastırmaya yeterdi. Enikli dış kapılarının dışında askılı boş yağ tenekesini omuzuna çaldı. Kürek gibi kullanacağı teneke parçasını da almayı ihmal etmedi. Duracak zaman mıydı? Zat zahire vakti  para kazanmalıydı. Kafasında  bir plan  kurdu. Şazibey Camii"nin ordan  geçip Arasa Camii"ni bulmalı. Oradan  hale kadar uzanan dereyi taramalı. Tüm Maraş"ın pis sularının çağlayarak aktığı bu  derenin  civarı başı boş itlerin uğrak yerlerindendi. Çevreyi bakışlarıyla taradı. Dere bu gün verimsizdi. 4-5 tane it pisliği buldu. Bunları elindeki tenekeyle yerden kazıyarak tenekesine attı. Derenin boyacı esnaflarından Hasan usta da dükkanını açmış , tezgahını kuruyordu. Civar evlerin ördekleri, kazları hep burada  yayılırlardı. Mübarek ördekler  folluklarına yumurtlamazlar , gezindikleri yerlere yumurtalarını bırakırlar. Derede oldukça çok ördek yumurtası bulunur. Haram olacağı aklına geldi. Ama  gene de bulduğu yumurtanın birini içti. İkinciyi de canı çekti. Görürse azarlardı. Vaz geçti. Dereden Arasa Meydanı"na çıktı.

     Arasa Meydanı"nın  az ilerisine mezbahana vardı. İtin,  püsüğün en çok eğlendiği mekanlardandı. Meslektaşları gelmeden vakitli oraya varmalıydı. Mezbahana  çevresi oldukça cömertti. İki saat içinde tenekesi ağzına kadar it pisliği ile doldu. Hızlı çalıştığı için de nefes nefese kalmıştı. Biraz soluklanıp dinlendi. Yükünü tabakhaneye taşıyıp pazarlamalıydı. Oldum olası hep merak etmiştir. Bu it pisliğinde ne var ki deriyle muamele edilince derinin tüyleri  temizleniyor? Bu  işlevi yapan tabakların mideleri bunu nasıl kaldırıyor? İşin ilginç yanı  bu tabak esnafı da şehirde saygın ,hatırlı insanlar.

     Çare yok. Yükü ,yükte de pahada da ağır. Sırtlayıp tabakhanenin yolunu tuttu. Yolu Hacı Osman Efendi"nin çeltik fabrikasının altından  geçerken, eğer mahalleli  kadınlar fabrikanın soğutma suyu , sıcak su ile çamaşır yıkamıyorlarsa  bir güzel elini ayağını yıkamayı düşündü. Ne mümkün? Kadınlar teştleri kurup çamaşıra çoktan başlamışlar.

    Kan ter içinde dereyi geçip tabakhaneyi buldu. Sıra verdi tabakların kimisi el peşte işliyor, kimisi  gırtlağına kadar sıcak suyun içinde  kayış  tepeliyor. Ürününü kime pazarlaması gerektiğini düşünürken aklına  tabak Kızıloğlan Hacı Veli geldi. Hacı Veli çok pazarlıkçı ucuza  kapatmak ister. En iyisi Tabak Hacı Ali  Efendi"dir. O merhametli , koruyucu kollayıcıdır da…Üç beş kuruş fazla da verir.

O, öylesine bakınırken Hacı Ali Efendi"nin  kendine seslendiğini duyar.

-Hasan oğlum tenekeye ne kadar istiyorsun? İçinde it tersinden  başka bir şey olmasın?

-Yok, Hacı Ali emmi  ,tam senin istediğin gibi… Saf,  temiz bir mal…Bu defa biraz pahalı. Tenekesine yirmi lira  istiyorum.

-Tamam  oğlum, tenekeni  bizim dükkanın girişindeki bidona  boşalt…Gel, paranı da al.

İki yeşil olgunluk Hasan"ın yorgunluğunu aldı. Daha ikindi olmadan işi bitmişti . Nereden baksan bu para iki gırat buğday parasıydı. Anası da bu günkü  kazançtan  mutlu olacaktı. Nahırönü"ndeki   ciğerciden iki dürüm yaptırıp evin yolunu tuttu…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —