Orta Asya"da Komünist rejimin yıkılmasından sonra harekete geçen yıkıcı faaliyetlerin başında Batı emperyalizminden sonra Vahhabiler gelmektedir. İnsanlara bir iman bulma ve kurtuluş yolu ortaya koyma adına bölgeye nüfuz eden Vahhabiler, bireysel, toplumsal ve tarihsel değerlere sahte taktikler kullanarak, Hz. Peygamberin ruhani veya siyasi halifesi sıfatıyla onun hareketini ve getirdiği mesajını bozarak kendi ideolojilerine alet etmektedirler. Vahhabiler genellikle "Saf İslam"/ " Selefi İslam" adı ile ortaya çıkmaktadırlar. Selefi iman yani İslam"ın temel kaynağı olan Kuran, Sünnet ve Hz. Muhammed (s.a.v) dönemindeki ilk İslam toplumuna dönüşü öngördüklerini söyleyerek saf ve temiz inançlı insanların zihinlerini çelerek taraftar toplamaktadırlar. Aslında Vahhabiliğin amacı sosyal, dini ve siyasi Arap- İslam hareketini idealize etmektir. Vahhabiler, her zaman için siyasal İslam"a karşı dinsel tebliği ve özellikle tasavvufa (evliya mezarlarına, türbelere, tarihi şahsiyetlere, insanlık sevgisine,) İslam düşüncesine, felsefeye, düşünce özgürlüğüne, kadın erkek eşitliğine karşı mücadele etmektedirler. Orta Asya halkı ise tarihi şahsiyetlere, atalarının mezarlarına ve evliya kültüne son derece bağlıdırlar. Bunlar içinde tüm Türk dünyasını birleştiren, bütünleştiren Ahmed Yesevi"ye son derece önemli bir şahsiyettir. Vahhabiler içten içe Ahmet Yesevi"ye karşı savaş açmış durumdadırlar. Çünkü Ahmed Yesevi, insanlara samimi ve sarsılmaz iman anlayışını, insan sevgisini, dini ve ahlaki kuralları halkın kendi diliyle ve halkın seviyesine uygun bir üslupla sunduğu için bu akide Arapların dolayısıyla Vahhabilerin işine gelmemektedir. Ayrıca Türk dünyasında ve hatta diğer ülkelerdeki Müslümanların gönüllerinde yaşayan Ahmed Yesevi"nin yetmiş yıl süren Sovyet Komünist sisteminin aşırı baskısına rağmen unutulmaması ve hatta daha da güç kazanması hem Vahhabilerin hem de emperyalistlerin işine gelmemektedir. Ateist sistemin yıkılması ile birlikte Orta Asya Türklerinin bu manevi şahsiyet etrafında birleşmesi, onun İslam"a getirdiği yorumun, sevgi ve barışın yeniden erkinliğe kavuşması, Kazak, Özbek, Kırgız, Türkmen ve Anadolu Türk dünyasında ve Müslümanların yüreğinde yeniden ses vermeye başlaması ne Arap İslam anlayışına ne de emperyalist güçlere yarar. İşte bu durumu çok iyi bilen Araplar ve Arap emperyalizmini harekete geçirmek için ihdas edilen Vahhabiler Türk Cumhuriyetlerinde üniversiteler kurmuşlardır. Bir örneğini Kazakistan"ın Çimkent Şehrinde gördüm. Bu şehirde Kuveyt Devleti tarafından açılan "Arap Üniversitesi" bünyesindeki ilahiyat fakültesinde okuyan Kazak öğrencileriyle Ahmet Yesevi hakkında yaptığım bir konuşmada öğrencilerden, Ahmed Yesevi"nin ve düşüncesinin İslam dışı olduğunu, Arap hocalarından böyle öğrendiklerini duyduğumda çok şaşırmıştım. Sen ta Arabistan"dan gel Ahmed Yesevi"nin torunlarına onun düşüncelerinin, akidesinin İslam"ı yansıtmadığını söyle ve taraftar topla. Olacak iş değil. (Devam Edecek)