M. KEMAL ATİK

Tarih: 13.04.2017 12:58

Hocalı katliamı ve Düşündürdükleri

Facebook Twitter Linked-in

Sevgili Okuyucularım! Geçen haftaki köşe yazımda Hocalı katliamı ile ilgili gördüğüm, duyduğum ve hissettiklerimi yazmıştım.Bu günkü yazımda 1992-1994 yılları arasında Bakü"de görevli iken Karabağ"da görev yapmış askerden zaman zaman dinlediklerimi burada paylaşmak istiyorum.

Hocalı katliamında ve diğer köy ve kasabaların Ermeniler tarafından işgalinde bir takım açanların rolü olduğu, bazı komutanların rüşvet karşılığı köy ve şehirleri sattığı haber Bakü"de konuşuluyordu. Nitekim O tarihte bir Rus olan Genel Kurmay Başkanı ile Milli Savunma Bakanı Rahim Gaziyev Rus ajanı olmak ve rüşvet almakla suçlanıyordu. Nitekim Cumhur Başkanı Turgut Özal vefatından kısa bir zaman önce 12 Nisan 1993 tarihinde Bakü"ye geldiğinde Zamanın Cumhur Başkanı Ebulfez Elçi Bey"e Genel Kurmay Başkanı ile Milli Savunma Bakanını görevden almasını önerdiğini ve Karabağ konusundaki sıkıntıların pek çoğunun bunlardan kaynaklandığını hatırlattığını Türk Büyük Elçiliğinde görev yapan Askeri Ateşe olan Halil Paşa"dan dinlemiştim. Yapılan bu uyarı kısa zamanda sonuç vermiş ve Genel Kurmay Başkanı görevden alınmıştı. Ancak Ebulfez"in en yakınım dediği Milli Savunma Bakanı Rahim Gaziyev ise göreve devam ediyordu.  Haydar Aliyev Cumhurbaşkanı olarak görevi deruhte ettiğinde Azerbaycan Büyük Millet Meclisinde Haydar Aliyev başkanlığında kurulan mahkemede hesaba çekilmiş ve suçlu bulunmuştur. Yapılan suçlamalara cevap veremeyen Rahim Gaziyev görevden alınmış ve hapse atılmıştır. Tüm bu gelişmeler de televizyonlarda canlı olarak verilmiştir. Bu gelişmeler gösteriyor ki Karabağ"da bazı köy ve kasabaların kolayca Ermenilerin eline geçmesinde Rusya"yla ve Ermenilerle işbirliği yapan üst düzey asker ve sivillerin olduğunu doğruluyor.

İçinde yurt severlik ateşi yanan, vatan uğrunda fedây-ı can ederek kahramanca savaşmış Azeri subaylarını burada rahmetle anmamak haksızlık olur. Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Karabağ"da askerlere dağıtılmak üzere gönderilen kur"an"ı Kerimleri götürdüğümüzde orada savaşan vatan evlatlarında gördüğüm yurt sevgisini ve iman aşkını unutmak mümkün değildir. Onlar şu sözleri dile getiriyorlardı: " İnsanı yücelten sevgi, yurtseverlik, cesaret, özgürlüğe adanmışlık gibi değerlerdir. Bunların karşıtı ise para ve mal tutkusu, çıkarcılık, korku, güçsüzleri ezme ve sömürme gibi insan yüreğini kirletip karartan kötülüklerdir. Bunun için de yurtseverle yurtsuzları, vatan hainleriyle vatanperverleri, satılmışlarla gerçek yurtseverleri bir birinden ayıracak, aynı kompartımanda yan yana getirmeyecek yöneticilere bu gün daha çok gereksinim duyuyoruz."

İşte Azerbaycan destanını yazan bu ruhtur. Destana yaraşacak bu insanlarla ülke başsız kalmayacaktır. Tükendi, bitti, yok oldu diye kara propaganda savaşını yayan Rus ve Ermeni güçleri, karanlığın ortasından yeniden doğrulup ayağa kalkacak cesur ve özgür Azeri evlatlarının kısa zamanda varlığını göstereceğine inanıyoruz. Yeni bir devlet kurmanın bedeli ağırdır elbet. Dış düşmanlarla iç düşmanları yenmek yetmeyecek, yeni bir devlet kurmak için yeni bir toplum meydana getirmek gerektir. İşte o toplumun çekirdeğini oluşturacak neslin taşıyacağı erdemleri de Nazım Hikmet sık sık Bakü"ye gelip Azerilere seslendiğinde onlarla özgürlüğün özlemini birlikte çektiğinde dile getirirmiş:

Gel ey imanlı gençlik, gel beklenen gençlik,

Gel ki vatanında senin bükülmez, çelik

İmanına, azmine ümit bağlayanlar var.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —