Bakü"de görev yaptığım 1992-1994 yıllarda Ermenilerin acımasızca yaptıkları zulüm ve işkenceleri bizzat yaşamış insanlardan dinlemiştim. Bu zulmü ve bu vahşeti bizzat yaşayan kişiler şöyle anlatıyorlardı : " Hocalı katliamında Ermeniler sivil halka bütün silahlarıyla saldırıyorlardı. Çoluk çocuk, kadın, erkek, yaşlı, genç demeden katleden Ermenilerin katliamına hazırlıksız yakalandık. Bir yandan halkın arasına: " Ermeniler geliyor kaçın" diyerek korku salan ajanlar bir yandan sürekli duyulan kurşun ve bomba sesleri halkta hem korku hem de panik yaratıyordu. Sanki bir can pazarı yaşanıyordu. Yüzlerce insan hunharca kaltledildi. Halk canını kurtarmaya çalışıyordu. Ermeni katliamından kurtulanlar olarak evimizi, yurdumuzu, her şeyimizi terk edip can havliyle kaçtık".
Burada zaman zaman dile getirilen ve pek çok askerden işittiğim duyumları da yazmak isterim. Hocalı katliamında ve diğer köy ve kasabaların Ermeniler tarafından işgalinde bazı komutanların rüşvet karşılığı köy ve şehirleri sattığı haberi de Bakü"de konuşuluyordu. Nitekim o tarihte bir Rus olan Genel Kurmay Başkanı ile Milli Savunma Bakanı Rahim Gaziyev Rus ajanı olmak ve rüşvet almakla suçlanıyordu. Nitekim Cumhur Başkanı Turgut Özal vefatından kısa bir zaman önce 12 Nisan 1993 tarihinde Bakü"ye geldiğinde Zamanın Cumhur Başkanı Ebulfez Elçi Bey"e Genel Kurmay Başkanı ile Milli Savunma Bakanını görevden almasını önerdiğini ve Karabağ konusundaki sıkıntıların pek çoğunun bunlardan kaynaklandığını hatırlattığını Türk Büyük Elçiliğinde askeri ateşe olarak görev Yapan Halil Paşa"dan dinlemiştim. Yapılan bu uyarı kısa zamanda sonuç vermiş ve Genel Kurmay Başkanı görevden alınmıştı. Ancak Ebulfez"in en yakınım dediği Milli Savunma Bakanı Rahim Gaziyev ise göreve devam ediyordu. Haydar Aliyev Cumhurbaşkanı olarak görevi deruhte ettiğinde Azerbaycan Büyük Millet Meclisinde Haydar Aliyev başkanlığında kurulan mahkemede hesaba çekilmiş ve suçlu bulunmuştur. Yapılan suçlamalara cevap veremeyen Rahim Gaziyev görevden alınmış ve hapse atılmıştır. Tüm bu gelişmeler de televizyonlarda canlı olarak verilmiştir. Bu gelişmeler Karabağ"da bazı köy ve kasabaların kolayca Ermenilerin eline geçmesinde Rusya"yla ve Ermenilerle işbirliği yapan üst düzey asker ve sivillerin olduğunu doğruluyordur.
İçinde yurt severlik ateşi yanan, vatan uğrunda fedây-ı can ederek kahramanca savaşmış Azeri subaylarını burada rahmetle anmamak haksızlık olur. Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Karabağ"da askerlere dağıtılmak üzere gönderilen kur"an-ı Kerimleri götürdüğümüzde orada savaşan vatan evlatlarında gördüğüm yurt sevgisini ve iman aşkını unutmak mümkün değildir. Onlar şu sözleri dile getiriyorlardı: " İnsanı yücelten sevgi, yurtseverlik, cesaret, özgürlüğe adanmışlık gibi değerlerdir. Bunların karşıtı ise para ve mal tutkusu, çıkarcılık, korku, güçsüzleri ezme ve sömürme gibi insan yüreğini kirletip karartan kötülüklerdir. Bunun için de yurtseverle yurtsuzları, vatan hainleriyle vatanperverleri, satılmışlarla
gerçek yurtseverleri bir birinden ayıracak, aynı kompartımanda yan yana getirmeyecek yöneticilere bu gün daha çok gereksinim duyuyoruz."
Bu ifadelere verdiğimiz cevap ise şöyle olmuştu: Azerbaycan destanını bu ruhu taşıyacak sizler yazacaksınız. Sizlerle ülke başsız kalmayacaktır. Tükendi, bitti, yok oldu diye kara propaganda savaşını yayan Rus ve Ermeni güçlerine karşı, karanlığın ortasından yeniden doğrulup ayağa kalkacak cesur ve özgür Azeri evlatları sizler olacaksınız. Yeni bir devlet kurmanın bedeli ağırdır elbet. Dış düşmanlarla iç düşmanları yenmek yetmeyecek, yeni bir devlet kurmak için yeni bir toplum meydana getirmek gerektir. İşte o toplumun çekirdeğini oluşturacak neslin taşıyacağı erdemleri sizlerde görüyoruz. Siz Azerilerin çok sevdiği Nazım Hikmet bu değerleri ne güzel dile getirmiş:
Gel ey imanlı gençlik, gel beklenen gençlik,
Gel ki vatanında senin bükülmez, çelik
İmanına, azmine ümit bağlayanlar var.