M. KEMAL ATİK

Tarih: 04.09.2020 15:43

"Pîr-i Türkistan" Ahmet Yesevi ve Üniversitenin Kuruluş Felsefesi

Facebook Twitter Linked-in

Değerli Okurlar! Geçen haftaki yazımda Ahmet Yesevi Üniversitesinin kuruluş tarihi ve amacı hakkında kısaca bilgi sunmuştum. Bu günki yazımda da üniversitenin adının alındığı Hoca Ahmet Yesevi kimdir? Din ve dünya görüşü nedir. İnsan ve bilim neyi ifade eder? Kısaca siz değerli okurlarıma sunmak istiyorum:

Hoca Ahmet Yesevi Orta Asya Türkleri"nin dinî-tasavvufî hayatında geniş tesirler bırakan ve "Pîr-i Türkistan" diye anılan mutasavvıf-bir şair olup, Yeseviyye Tarikatının kurucusudur. Kazakistan"ın Çimkent şehrinin doğusunda bulunan Sayram kasabasında 11. Yüzyılın ikinci yarısında dünyaya gelmiş, 1166 da vefat etmiştir. Türbesi Türkistan şehrindedir. Türk kimliğinin teşekkülünde ve İslamiyet"in engin bir coğrafyada yayılışında sahip olduğu önem çok büyüktür.

Bilindiği üzere Türklerin Müslümanlığı kabul etmesiyle birlikte İslam dini evrensel bir boyut kazandı. Türkler düşünce ve davranışlarında Allah"ı ve Allah sevgisini ölçü edinen Müslüman bir toplum oldu. Müslümanlığı, insanın ebedi mutluluğu ve kurtuluşu olarak gördüler. İnsanı ise kâinatın özü olarak kabul ettiler. İnsan ile Allah"ı birbirlerine kavuşturan tek bir yol olduğuna inandılar. Oda:

Akılda bilgi, kalbde sezgi, gönülde sevgi.

İşte bu felsefenin ve bu yaşamın hayata geçirilişinin en önemli önderlerinden biri Ahmet Yesevi oldu. O, mitolojik unsurlarla örülü mistik tecrübeden gelen Türk topluluklarını, halk tabakalarını bu akidede bütünleştirdi. Türk topluluklarının İslam"la bütünleşmelerinin bu yolla olacağını keşfetti. Müslüman Türk milletinin gönlünde yatan dini, ahlaki ve felsefi duygu ve düşüncelerinin bu yolla hakikate oradan da aşka yükseleceğini şu mısralarıyla dile getirdi :


Zahid olma, abid olma, âşık ol sen

Aşksızların hem canı yok, imanı yok

 

Ahmet Yesevi insanları zengin, fakir, ezen, ezilen, mü`min,  kafir gibi sınıflara ayırmadı. O tüm insanlığı ebedi değerlere, mutlu bir dünyaya götüren aydınlık yolda sade bir din, temiz bir iman, sevgi dolu bir gönüle çağırdı. O`na göre insan olmanın onuru, varlığı Yaratıcı için sevmelidir. Sırf bu aşkın, yani Yaratıcın rızası için sevmeye katlanmalıdır. Bu maksatla yola çıkan kimsenin ise öncelikle nefsini terbiye etmeli, ruhunu beden zevklerinden arındırmalıdır. Bu aşka erenlerin aşka yükseleceklerini yani kulda en yüksek mertebesini bulan Allah`ta bütünleşme derecesindeki aşka ereceklerini söyledi. O bu aşka girmenin yolunu şu sözleriyle dile getirir:

 

 

Nam ve nişan kalmadı... lâ..lâ (yok)... oldum

Allah zikrini diye diye illa(var) oldum, 

Halis olup muhlis olup lillah(Allah için) oldum

Fena fillah (Allah"da yok olma)makamından geçtim ben işte

 

Ahmet Yesevi, insanı Allah"a ulaştıran, dolayısıyla kendi ilahi hüviyetine ve hürriyetine kavuşturacak olan yolun "yaratılanı yaratandan ötürü sevmek " olduğunu, bir insanda bütün bütün insanlığı kucaklamak olduğunu söyledi

:

Kulu görsem, kulu olup  hizmet eylesem ,

Toprak gibi yol üstünde yolu  olsam ,

Aşıkların yanıp uçuşan külü olsam ,

Hem dem  olup yer altına girdim ben işte (Divan-ı Hikmet, 27).

 

Filozof  Paliard diyor ki ; "Zenginliğin ve şöhretin aşıkları vardır, ilmin aşıkları, güzelliğin aşıkları vardır, bir de aşkın aşıkları vardır. 

Tüm Türk dünyasında oluşan inanç odur ki Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri aşkın aşığı yani ilahi aşkla kutsallık kazanmış Allah dostudur. İşte onun sevgisi ve arzusu:

Muhabbetin bahçesinde bülbül gibi 

O vakit de  Allah`ımın  cemalini ,

Mana gözü ile göresim gelir .(Divan- Hikmet, 50)

 

İşte  Ahmet Yesevi tüm bu evrensel değerlere yani hakikate, gerçeğe ve ebedi varlığa ancak akıl ve bilimin ışığında erişilebileceğini söylemiş ve bu ışık Anadoluyu da asırlardır aydınlartmaya devam etmiştir. Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesinin kuruluş felsefesini de bu inanç ve duygular üzerinde bina ettiğini düşünüyorum.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —