MEHMET IŞIK

Tarih: 17.09.2020 13:32

MARAŞ KİMLİĞİ VE SANAT

Facebook Twitter Linked-in

Dünyada bazı şehirler vardır ki bunlar sanatı, edebiyatı ve tarihiyle kimlik sahibi olmuşlardır. Bir şehrin adı telaffuz edildiğinde insan hafızasında onlarca pencere açılır ve her bir pencere şehrin kendine özgü değerlerini hatırlatıverir, duyan kişiye. Baktığınız her pencereden kökleri maziye doğur akıp giden bir serencam görürsünüz. O vakit anlarsınız ki bu coğrafyada kültür havzası oluşmuş, bir medeni birleşim meydana gelmiş, bir medine yani bir şehir  inşa edilmiştir, dersiniz. Bir şehrin inşa edilmesi elbette önemlidir ama daha önemlisi insanın kıt, yaşamın zor, imkanların az olduğu dönemlerde bir şehir kimlik bulmuşsa bu daha da önemlidir. İşte bu yüzden kimlik sahibi şehirler önemlidir. Anadolu"nun batısında İzmir, İstanbul, Bursa, Edirne, ortasında Konya, Kayseri,  doğusunda Erzurum, Sivas, Diyarbakır ve Malatya kuzeyinde Trabzon, Amasya ve nihayet güneyin Adana, Hatay ve Maraş kimlik sahibi eski şehirlerden bazılarıdır.  Bu şehirler kimliklerini tarihlerinden, kültür ve sanatlarından alırlar. Fakat bazı dönemler gelir geçer ve bazı şehirler maalesef ki birçok sebebe bağlı olarak taşıdıkları kimliğin değerini unuturlar. Öyle ki kendi halkı tarafından değeri unutulmuş, kimliği zaafa uğratılmış bir şehir, toplumsal yapı anlamında zedelenir, öz anlamında başkalaşır, ahlaki değerlerden uzaklaşır, çevresindeki şehirlere oranla silik bir görünüme kavuşur. Bu yüzden şehirlerin kimliklerinin korunması mühimdir. İçinde yaşayan insanlar, yaşadıkları şehrin kimliğine sahip çıkmak mecburiyetindedirler. Aksi halde kimliksiz şehir, ruhsuz, tatsız, yozlaşmış bir toplumun barınak alanı olmaktan başka bir şey ifade etmez. Tarihine, sanatına, edebiyatına velhasıl kültürüne sahip çıkmayan halk ya da şehrini ucuz, basit ve değersiz metalarla tanımlayan bir topluluk hem şehrine hem de evlatlarının geleceğine zarar verir.

            Peki, Maraş ne durumdadır? Kimlik sahibi bir şehirdir ama bunu muhafaza edebilmekte ve geliştirebilmekte midir?

            Peşin olarak söylemem gerekir ki Maraş kendine özgü bir kimliktir. Tarih anlamında M.Ö 16 binlere kadar gidilebilen bir geçmişe sahiptir. Büyük su kaynaklarına ve geniş verimli arazilere sahiptir. Ticaret ve göç yollarının kesiştiği stratejik bir noktadır. Tüm bunlar bir araya geldiği için Maraş kimlik bulmakta zorlanmamıştır. Hititlerin Gurgum"u, Asurların Marasion"u, Helenistik Dönem ve Romalılarile birlikte Germaniciaadıyla kimlik bulan şehir, Arapların dilinde Mar"aş zamanla Maraş adını almıştır. Türkler geldiğinde ise Maraş bir Türk hanedanın başkentidir. Dulkadiroğulları adıyla 1337"de kurulup 1522"de tarih sahnesinden çekilen bir devletin merkezi olmuştur. Sonrası Osmanlı bir vilayeti haline dönüşmüştür. Zamanla başkent kimliği unutulmuş önce vilayete sonra sancağa düşürülmüş bir şehir olarak dört asır kimliğini koruma mücadelesi vermiştir. Gün gelip de Osmanlı yıkılınca sahipsiz kalmış, işgale uğramış,  değerleri çiğnenir hale gelmiştir. Görmezden gelinerek silikleştirilmesine rağmen Maraş kimliği çekirdeğini korumayı başarmıştır. Kendi başına bir istiklal mücadelesine girişmiş, zafer kazanmış ve kimliğini korumuştur.

            Maraş kültür ve sanat alanında da bir kimliktir. Maraş Aslanı"ndanşimdi yerinde olmasa da kaledeki Bayrak Tutan Bozkurt Heykeli"ne, Ceyhan Köprüsü"nden Elbistan Ulucami"ne, hat sanatından divan şiirine, Karacaoğlan"dan Hayati Vasfi"ye, Karakoçlardan Mahsuni Şerife bir büyük kültürün inşacısı, önemli bir kimlik sahibidir Maraş.

Maraş"ta doğup büyümesine, aşını ekmeğini yemesine, varını yoğunu bu şehre borçlu olmasına rağmen birçok kişi bu kimliğin farkında değildir. Birçok kişi ise aymazlıklarından dolayı bu kimliği umursamamaktadır. Bazıları ise cahilliklerinden veya hasetliklerinden dolayı Maraş kimliğinin düşmanı gibi davranmaktadırlar.  Tahkir etmek, tahrip etmek, malayani söz ve davranışlarla silikleştirmek için gayret gösterenler de yok değildir. Bunlardan birçoğuna göre sanki Maraş, dondurmadan, paçadan, tekstilden, çelikten yahut üç beş şairden ibarettir! Yanlış anlaşılmayalım adını zikrettiğimiz alanları düşmanı değiliz lakin koskocaman bir Maraş kimliğinin birkaç alana indirgenmesinedir itirazımız.

Maraş saray mutfağı denilince aklına Topkapı Sarayı gelenleredir, sitemimiz. Dulkadiroğulları bir devletti, büyük bir Türkmen kültürüne sahipti. Sarayında pişirilen yemeğin lezzeti ve yapılış aşamasındaki merhaleleriyle kendine özgüydü. Kurulan sofra bezinin dokuması, bezin kenarının süslenmesinde kullanılan nakış, sofranın üzerine konulan kaşık, soğuk su doldurulan bardak Maraş"a özgüydü ve Maraş kimliğinin oluşmasını sağlayan sanattın inceliklerini göstermekteydi. Osmanlıya gelin verdik diye övünenlerdeki kültürel ezikliği nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum. Maraş Sarayı"ndan çıkan gelinler sadece Osmanlı"ya gitmedi. Memlükler ve Akkoyunlular da Dulkadiroğulları ile akrabalık ilişkileri kurdular. Asıl mesele şudur; kurulan toylar, çalınan davullar, oynanan oyunlar, verilen çeyizler, gelenek ve görenekler bir Türkmen şehrinin kimliğini taşımasıdır.

Bugün bu şehirde yaşatılmaya çalışan bazı meslekler vardır ki bunların birçoğu el sanatları olarak da anılmaktadır. Oymacılık, kakmacılık, sim sırma, kuyumculuk, bıçakçılık, demircilik,külekçilik, dericilik, bakırcılık vs. Gerçekten unutulmaya yüz tutmuş birçok uğraş zanaat ve sanat olma arasına sıkışmış meslekler yaşatılmaya çalışmaktadır. Şehrin tarihi dokusu ve kimliği anlamında bu zanaat ve sanat alanlarının korunması ve yaşatılması önemlidir. Fakat meseleyi burada da dar bir alana hapsetmek doğru değildir. Bugün bu şehirde kullanılan malzemede, hammadde de değişiklik olsa da farklı dallarda zanaat ve sanat dalları icra edilmektedir. Bunların çağın gereğine uygun olarak yaşatılması şehrin kimliğinin muhafaza edilmesinde etkili olacaktır.

Maraş kimliğinin yaşatılması demek sanat anlamında eskiye saplanıp kalmak demek değildir. Germenicia döneminde mozaik önemliydi, Hititlerde ise heykel veya taş oymacılığı. Selçuklu öneminde el sanatları, Osmanlı"da ise hat, tezhip ve mimari sanatın inceliklerinin yansıtıldığı alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün sanatın icra edildiği saha çok daha geniş ve farklıdır. Müzik, tiyatro, sinema ve diğerleri. Şehir kimliğini yaşatmak için sanatta, edebiyatta ve kültürün diğer kollarında gelişime, değişime ve yeniliğe açık olmak zorundadır. Bu yenileşme ve değişim elbette maziden güç almalı ve atiyi güçlü kılmalıdır. Birçok alanda  Maraş ağır aksak ilerliyor olsa da sanatın ve edebiyatın bazı alanlarında güçlü olması Maraş kimliğini yaşatmaya devam etmektedir.

Maraşlı, kendini iyi tanımalıdır. Şehrini iyi bilmeli, değerlerine sahip çıkmalıdır. Süleymaniye ve Selimiye"yi gördüğünde Mimar Sinan"ı tebrik ve takdir etmelidir lakin Arif Nihat Asya"nın;

Maraş Türkiye"nin temel taşıdır

Maraş Türkiye"nin kalem kaşıdır

Maraş tarihleri inşa ettiren

Koca Sinan"ların mimar başıdır, dizelerini hatırlamalıdır. Sonra Elbistan Ulu Cami"ni yaparken Mimar Sinan"a ustalık yapan Maraşlı mimar ile gururlanmalı, AbdülhamidHan Cami"nin şerefelerinden bakıp İstanbul"un seyir tepesine kondurulan  Camlıca Cami"ndeki Maraş izini görmelidir. Çeşmelerde, kubbelerde nakış nakış işlenmiş ayetleri, hadisleri, esmaülhüsnaları, kitap sayfalarındaki altın varaklı tezhipleri görüp hattatları hayırla yad eden Maraşlı bilmelidir ki, II.Bayezid"e ders veren, Osmanlı Hat Sanatçılarının üstadı olduğu için bu sanatın şeyhi kabul edilmiş , eserleriyle tarihe nam salmış Hattat ŞeyhHamdullah"ın hocası bir Maraşlıdır.  Şeyh Hayreddin Maraşî"nin hat ve tezhip sanatındaki eserleri  Dulkadiroğlularının bu sanatlarda  Osmanlı"dan ileri olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla Süleymaniye Cami"nin kubbesindeki veya III.Ahmet Çeşmesi"nin duvarına hat sanatının zarafetiyle işlenmiş ayeti kerimeleri okurken bir Maraşlı, tarihiyle, kültürüyle sanatı ve sanatkarıyla gurur duymalı, şehrinin kimliğini oluşturan değerlerine sahip  çıkmalıdır.

            Söz sanatında, Dadaoğlu, Karacaoğlan, Sümbülzade Vehbi, Necip Fazıl, Abdurrahim Karakoç, Mahsuni Şerif, Hayati Vasfi, Cahit Zarifoğlu ve daha niceleri Maraş"ın kimliğini inşa eden büyük ozanlar, şairler ve üstatlardır. Bunların dışında bugün de çok önemli şairlerimiz, söz ustalarımız şehrimizin kimliğini yaşatan şiirler yazmakta eserler vermektedir. Evet, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören ve Yedi Güzel Adam namıyla cem olmuş diğer kalem erbapları kıymetlidir, şehrin kimlik bulmasında rolleri mühimdir.

            Şimdi yeni bir asrın başındayız ve hem şimdi hem  bu asrın sonunda şehrimizin kimliğini yaşatması için gayret gösteren, eserler veren, fikir işçilerine, şairlere, hikayecilere, romancılara destek olma zamanıdır. Geçmişiyle övünen müsrif esnaf, güçten düşmüş kabadayı edasına bürünmek, tekrarlara düşmek, geleceği okuyamamak bizlere, bu şehre ve ülkeye, en nihayetinde insanlığa bir katkı sağlamaz.

            Son zamanlarda plastik sanat dallarında, heykel ve resim gibi alanlarda, müzik ve tiyatro sahasında şehrimizde ciddi kımıldanmalar görülüyor. Muhakkak bu alanların da desteklenmesi gerekiyor. Halk ile sanatın birleştirilmesi, şehrimizin kimliğini güçlendirecektir. Sanat anlamında zengin bir şehir, düşünen, farklılıklara saygılı, özgüveni yüksek ve  üreten bir toplumun kimlik kazanmasını kolaylaştırır.

            Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi tarafından Unesco Edebiyat Kenti payesini alabilmek için ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmanın başarılı olması, Kahramanmaraş"ın Unesco tarafından Edebiyat Kenti sayılabilmesi için sanatta ve edebiyatta ulaştığımız nokta çok önemlidir. Kriterler net. Şehrin bir kimliği olmalı, hikayesi olmalı ve bu şehir talip olduğu edebiyat alanında edebiyat kenti olduğunu göstermelidir. Bu işin resmi işlerini yürütme yükümlüğü belediye sorumluluğundadır. Fakat Kahramanmaraş"ın şehir kimliğini ortaya koymak, edebiyat ve sanat kenti olduğunu göstermek ise öncü olarak edebiyatçılarımızın, sanatkârlarımızın mesuliyet alanındadır.  Resmi kurumlar, kuruluşlar, STK"lar ve şehrin her bir ferdi bir edebiyat kenti olduğumuza, sanatla iç içe yaşadığımıza, dünyaya anlatacak hikâyelerimizin, gönüllere dokunacak şiirlerimizin olduğuna inanacak ve buna göre hareket edecektir. Şehir olarak bunu başarabilirsek Maraş kimliği güç kazanacaktır.

            Son olarak şiir yazan, öykü kaleme alan, hikaye derleyen, roman kurgulayan, dergi çıkaran, sim sırma işleyen, bıçağa su veren, resim çizen, tiyatro kuran, sahaf açıp ucuza kitap satan velhasıl sanatın her alanında verdiği eserleriyle şehrimizin kimliğine değer katan herkese müteşekkirim, vesselam.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —